KATIŞGAN

KÖPEĞİN DUASI KABUL OLSA GÖKTEN ZEMBİLLE İNERDİK

Şu anda bulunduğunuz alan kısa aralıklarla ve küçük darbeler halinde güncellenmektedir ve dahi aynı zamanda kişilere göre değişiklik gösterebilen ahlaka mugayir ögeler içerebilmektedir. -KARIŞMAM-

30-03-2019

İİÇİMİZDEN BİRİ KOBE BRYANT

BOZUK YOK MU?

Bir şey satın almak için parayı uzattığımda satıcıdan bozuk yok mu cümlesini duydum mu acayip ayar oluyrum arkadaş. Bozuk yok mu? Var da vermiyorum mına koyiim. Ulan zaten olsa veririm, var da vermiyorsam da o bozukluklara yakın gelecekte başka bir görev vereceğim demek ki. Sonuçta sen esnaf diil misin? Benim ağzımı arayacağına dükkanında bozuk para bulundur. Haa üç liralık ürünü almak için yüz lira uzatırım hadi o zaman bi derece. Ulan üç liralık mala on lira uzatmışız. Sanki suç işlemişim gibi suratıma bakıyor. Bozuk yok mu? Sensin bozuk. Bunu da bozamayacaksan git memuriyete gir. Bazı esnaf bozuk yok mu derken bir bakar ki adamın suratına. Korkudan ceplerinde olmayan bozuk paraları arar gibi yaparsın valla..

ÜÇSİLAHŞÖRLER

İNSAN-ı BEŞER BAZEN ŞAŞAR

İnsanı tanımak çok da zor değil aslında. Bence insanıları üç kategoride toplayabiliriz. İyi insanlar, kötü insanlar ve özünde iyi insanlar. İyi insanı iyiliğinden, kötü nsanı kötülüğünden bilirsin zaten. Özünde iyi insanı da… Dur bak sana bir hikaye anlatayım. Ermiş ile Ermemiş yüksekçe bir kaidenin üzerinde oturmuş çimlerin üzerinde koşup, oynayan iki köpeği izliyorlarmış. Ermemiş: ‘’Bak demiş köpeklere ne güzel oynuyorlar’’ Ermiş hiçbir şey demeden elini heybesine sokup içinden kurutulmuş bir et parçası çıkartararak oynaşan köpeklere doğru fırlatmış. Tam ortalarına düşen et parçasını gören köpekler oyunu bırakıp önlerine düşen et için çılgınca bir kavgaya tutuşmuşlar. Ermiş Ermemiş’e dönerek. ‘’Bak artık oynamıyorlar’’ demiş.

İşte özünde iyi insanın durumu da tam budur işte. Ortaık süt limanken ondan iyisi yoktur ama hava biraz değişsin, küçücük bir menfaat görsün içinden hemen bir canavar çıkar özünde iyi insanın. O melek birden hırs, kin, kıskançlık küpüne döner. Bu ister üç otuz para, bir küçük mevki ya da ne biliim bir manita mevzu olsun hemen ya arkandan sokar kıçına bıçağı ya da hemen çat bir manüpülasyon. Diyelim ki gün olur deli gibi eğlenirsin bunlarla… ortam karardı da bir kavga mı patladı, bir bakmışsın sen sopa yerken bunlar kenarda senin sopa yemeni izliyorlar. Ama üzülme otalık durulanda hemen gelir yanına hiçbir şey olmamış gibi seni teseli eder, yaralarını sararlar.

Yapacak çok da bir şey yok. Ne yazık ki insanın yapısı bu. Çakallık özünde var. Hiç yalan söylenmeyen br evde büyüyen bir çocuk bile iki yaşını biraz geçsin hemen aklınca ebeveynlerini uyutmaya çalışır. ‘’Ne yapıyorsun yavrum?’’ ‘’ Hiç bir şey Ebeveynciğim’’ Ya da ‘’Ebeveynciğim sen içeri git’’ Bir git de ortalığın mına koysun.

Oysa aklı hafif kıt olanların çoğuna bak yüzlerinden nur akar. Ne söylesen kanarlar. Çünkü çakallık mekanizması onlarda zorunlu kapalıdır.

Sonuçta bu durumda da iyilik bir insan için olmazsa olmaz bir şey olması gerekirken, ulaşılması zor bir erdem olmak durumundadır. Kendini iyi insan olarak mı görüyorsun? Bir daha bir sorgula bakalım kendini özün ne durumda. Haaa ben mi… o ermiş benim deeermişim.

OKUL YOLU SENSİZ

KAPTAN’IN SEYİR DEFTERİ: Dünya tarihi 6 Mart 2019 Çarşamba. Muhitimizde bir kafede otururken yan masadaki liseli gençlerin muhabbetine takıldım. Erkeklerden biri, ‘’Dersaneyi okula tercih ederim valla’’ deyince. Kızlardan biri de hafif de aşağalayan bir tarzla ‘’Ne var onu hepimiz tercih ederiz’’ dedi. Vay anamm vay… Memleketin geldiği yere bak. Ulan senin için okulun alternatifi dersane olduysa sen zaten pırıl pırıl olmuşsun arkadaş.Ulan bar de, bahçe de. Tatil de… Dersane deme de ne dersen de. İkisinin arasında tercih yapacaksan da yapma.

Kapitalizm faşizmin biraz tatlandırılmışıdır aslında Direkt dayatma yerine, benzer ama aslında ilkinden daha iyi de olmayan ama iyi gibi gösterdiği bir alternatifle hem paranı hem hayatının kendine ayırabileceğin zamanlarını alır elinden. İyi bir eğitim alıyorum derken bir bakmışsın gençlik elinden okul, dersane, özel ders derken vınnn… Sonrası zaten işten eve, evden işe. O da iş bulursan.

KARANLIĞA IŞIK TUTAN ADAM

ANANIN RAHMİ

TELE-FAT

Rahmi- Hakan aradı, bi akşam hep beraber rakı, balık yapalım hesabı.

1.Adam- Hangi Hakan? Hakan Altun mu?

Rahmi- Yok, Ferdi Özbeğen…

1.Adam- Şaka mı yapıyosun Abi,Ferdi Özbeğen yıllar önce rahmetli oldu.

Rahmi- Ben de rahmetliyim babacım, ne var yani.

1.Adam- Nasıl rahmetlisin be abi. Telefonla nasıl konuşuyorsun o zaman?

Rahmi- Telefonla konuşmuyorum, seninle konuşuyorum. Ayrıca dikkatli, dinlen bak, sesim gaipten geliyor.

1.Adam- Abi sesin hala telefondan geliyor.

Rahmi- İyi bak bakalım o elindekine. Elindeki telef-on mu, telef-off mu?

1.Adam- Aman Allahım!..

Rahmi- Telef ederim lan seni orospu çocuğu.

KİM MİLYONER OLMAK İSTESE NE OLUR Kİ

Yüz yıldır yayınlanır bir kişinin milyonu götürdüğünü gördünüz mü? Nereden görücen belki bir ya da bilemedin iki kişi yüz yirmi beş bin götürdü odur. Gerisi üç, beş bilemedin en fazla on beş, otuz, altmış. Adam oraya tezgahı açmış, ekmek yiyecek. Sana o parayı verir mi lan. Aslında on beş bine gelinceye kalan sorular genelde tırt sorular. Ama artık halkımız mı mal yoksa aman milyonu götürmemesi hepten garanti olsun hesabı yarışmacıları mallarda mı seçiyorlar bilinmez. Ulan Pişmaniye hangi ilimizin tatlısıdır sorusuna Bursa deyip ilk sorudan giden adam var. Bursa’dan Yalova Topçular’a giderken yol kenarında satılan pişmaniyeleri gördüyse eğer. Öyle mallar var ki, en basit sorularda jokerleri yakan mı ararsın, Hala emin olamayıp aynı soruda ikinci jokeri patlatıp soruya yine yanlış cevap veren mi ararsın. Ondan sonra burası ev gibi diil. Evde bütün soruları cevaplıyordum ama buranın havası başka. Trt’de elli yıl önce yayınlanan ilk yarışmadan beri bu geyik değişmez. Şimdi artık klişe oldu. Burası ev gibi diilmiş. Herhalde diil mına koduğum. Ev gibi olsa sana kalmaz ben katılırım zaten. Ama pişmaniyeyi bilemiyorsan artık evi, arabayı bahane etme, beni de küfür konuşturma götoş.

HALİM DUMAN'IN ŞEFFAF KOKULU DÜNYASI

Olmayan lunaparkın dönmedolabı dönüyor. İçinde fazla kişi yok. Happy topu hiç kimse. Hani köşeyi dönersin de aslında köşe yoktur. Hani önden çorba isterler de arkadan döner verirsin. Hani uyanır uyanır uyuyamazsın da sonra bir uyur bir daha hiç uyanamazsın. Hani herkes kolayca yapar da sen bir türlü beceremezsin.

Bakalım yarışmacımız elektrik süpürgesi mi kazanacak yoksa süpürge elektriği mi?  Eğer elektrik süpürgesi kazanırsa elektrik süpürecek, yok eğer süpürge elektriği kazanırsa süpürge elektiricek.

BİLDİN Mİ?

Upuzun dalgalı saçları beline kadar.

Beli götüne kadar.

Her gece sarhoş oldum,

Gözleri kalbimde batana kadar.

İÇİMİZDEN BİRİ SÜNGER BOB

HOLLYWOOD FİLMLERİNDEN KLİŞELER

BİR MEKANDA KAPALI MI KALDIN?

Bir Hollywood filminde bir yerde hapis misin ya da etrafın mı çevrildi? Kaçacak yer mi yok? Sakın sorun etme bunları. Muhakkak yakınında bir havalandırma kapağı vardır. Aç onu gir havalandırma borusuna, git istediğin yere. Haa bulunduğun yerde havalandırma yok mu? Yine sorun etme hiç. O zaman da muhakkak bir gökdelenin üst katlarından birindesindir. Hemen bulunduğun yerin camını kır, nasılsa aşağıda muhakkak bir havuz vardır ona atlarsın. Sudan çıkarken de orta parmağını pencerenin önüne henüz varmış hasımlarına doğru göstermeyi ihmal etme. Diyelim ki, havalandırma da yok, havuz da. O zaman çek silahını, sık yarım metreden kapının kilidine. Normal şartlarda kurşun sekip kıçına, başına bir yere saplanır ama Hollywood sinemasında kapı sonuna kadar açılacaktır. Baktın henüz kapı tam kapalı değil ama esnaf kepengi gibi bir kapı yukarıdan aşağıya doğru hızla süzülüyor. Hemen kapıya doğru ateşle motoru, hızla koşmaya başla. Kapıya yaklaşırken kapı artık diz hizasına falan gelmiş olur, hemen kapıya doğru kay. Normal şartlarda kayayım derken parkeye yapışıp kalırsın elbet ama Hollywood filmlerinde zemine yağ mı ne sürüyorlarsa artık, sorun olmaz sen takılma bunlara .Son anda nasılsa geçersin kapnın altından.

DÜŞMANLARINA MI YAKALANDIN?

Diyelim ki düşmanlarına yakalandın. Kankan ya da manitan da seninle birlikte yakalandı. Sorun etme, sizi mutlaka bir yere oturtup, sırt sırta bağlayacaklardır. Prosedür gereği aranızda biraz tartıştıktan sonra birinizden biriniz ya götünden bir çakmak çıkaracak ve ipleri yakacak ya da yine bir firkete veya göt civarlarında unutulan küçük bir bıçakla ipe, kelepçeye girecektir.

YARALANDIN DA HASTANE DE Mİ YATIYORSUN?

ama bu sefer de yaralanmışsın, hastane yatağında acz içinde kablo kablo yatıyorsun. O sırada artık kankan olur, bir dedektif falan artık kim olursa, içeri girer ve sana acil gidip hemen derman olman gerektiren bir olayın haberini verir. Sen artık nasıl bir bünyeye sahipsen, götünü kaldırmaya mecalin yokken inanılmaz bir azimle kablolardan kurtulup, duruma göre ya hemen orda herkeslerin karşı çıkmasına aldırmadan ya da daha sonra kimselere ayıktırmadan gizlice götün götün kendini yeniden meacoraların içine atarsın.

Yaralanma olayı çok sakat olabilir haa. Bazen öyle ağır durumlar olur ki, ölümle göt göte gelirsin. Ama Amarika bizim memleket gibi değil tabi herkeş acil tıbbi yardım tekniklerinin uzmanı. Sen yerde malak gibi yatıp ölümle pençeleşirken, sana dudaktan bir öpücük, bir kalp masajı hooop hemen dönersin hayata. Yok dönemedin mi? Şok cihazını dayadılar mı götüne bir şeyciğin kalmaz. Pulp Fiction filminde hatta kadının kalbine adrenalin iğnesi çaktılardı mına koyiim.

TAKSİYE Mİ BİNDİN?

Bir Hollywood filminde taksiyle gittiğin mesafenin ücreti senin taksiciye verdiğin miktar kadardır. Ne bir eksik ne bir fazla. Taksiciyle aranda asla ‘’Abi sende on dolar varsa ben sana beş veriim’’, ‘’Abi elli sentim çıkışmadı hakkını helal et’’ gibi diyaloglar yaşanmaz. Haa, olmaz ya para üstü alman gerektiği zaman da üstü kalsın dersin, olur, biter. Ulan üstü kalsın ne mına koyiim, garson mu lan bu? Bu arada bir başka aracı takip etmen gerekirse hemen atla yine bir taksiye Amarika’nın neresinde olursa olsun bütün taksiciler bu işin orospusudur, istediğin aracı hemen takip ederler.

BİNEK ARACINLA MI GİDECEKSİN?

Diyelim ki taksiyle değil de kendi otomobilinle gideceksin. Aç kapıyı gir içeri. Çünkü Hollywood filmlerinde otomobillerin kapısı kilitlenmez. İndiğin yerde de kapa kapıyı, siktir ol git nereye gidiyorsan. Kimse ne girer aracına ne de çalar. Ütopya’da yaşıyorsun ya mına koyiim. Gerçi immobilizer çıktı mertlik bozuldu.

ACİL OTOMOBİL Mİ LAZIM OLDU?

Otomobil çalacaksan da (işte o zaman nedense kapılar aniden kilitlenir) vur cama taşı, levyeyi gir içeri. Direksiyonun hemen altını kurcala orada kablolar bulacaksın. Onları bir şekilde kopart ve yeniden bağla, otomobile düz kontak yaptırıp motoru hemen çalıştıracaksın. Haa götün dardaysa eğer o mına kodumun arabası istersen oricinal anahtarıyla dene söksen bir türlü çalışmaz bak son ana kadar.

OTOMOBİLLE HER NEREDE KAÇIYOR YA DA KOVALANIYORSAN

Otomobille bir kaçma kovalama sahnesi yaşanıyorsa elbet bundan çevredeki arabalar, insanlar ve esnaf da payını alacaktır. Otomobiller geçtikleri her bölgede terör estirip otomobilleri insana, insanı esnafa kırdırıp ortalığı darma duman ederken yine sıfır stres çünkü bu kadar kargaşaya rağmen halktan kimsenin burnu bile kanamayacaktır. (Allah’a şükür) Bu kovalamaca sırasında bir çok otomobilin taklalar atarak sağa sola savrulması, alevler arasında infilak etmesi Hollywood filmlerinin olmazsa olmazıdır. Hele ki bunlar polis arabalarıysa.

KAZA GELİYORUM DEMEZ

Kaza filan yaparsan da strese gerek yok yeter ki filmin başrol oyuncusu sen ol ve bu bir Holywood filmi olsun yeter. Tır bile otomobiline çarpsa ve sonrasında sekiz takla atıp, uçurumdan aşağı mı düştün. Koy götüne rahvan gitsin. Muhakkak araba infilak etmeden bir iki sıyrıkla son anda arabadan çıkarsın nasılsa. Akabinde bir iki kıvranırsın sonrasında bir dakikaya kalmaz turp gibi olursun yine.

ÇIPLAK BİR ERKEĞİN DURUMU GENEL DURUMU

Bir şekilde çıplak kaldın ister düş ister kalk ne yapar eder cenin pozisyonu alırsın. Ya da terminatör pozisyonu dediğimiz pozisyonu alırsın.

BİR KAVGAYA MI KARIŞTIN?

Bir kavgaya katıştın diyelim. Sana vurdukça vuruyorlar, sen de yOmruğu, tepiği yedikçe havalanıp havalanıp duvarlara, masalara çarpıp çarpıp yerle yeksan oluyorsun. Normalde bu sertlikte bir darbeden sonra duvara çarpıp oradan da belini masaya koyup oradan da yere yapıştığında, oracıkta kıvrılır kalırsın. Başına neler geldiğini de hastanede doktorundan öğrenirsin. Ama bir Holywood filminde ne kadar dayak yersen ye, kaç duvara çarpıp kaç masanın üzerine düşersen düş, zor da olsa kalkar sonunda hasmını aradan çıkartırsın. O DİİL DE: Normalde aldığın en sert yOmruk darbesinde bile olduğun yere yığılırken, bir Hollywood filminde kuşlar gibi havalara süzülmen oldukça doğaldır.

Baktın yerden kalkamayacak hale geldin, o zaman da hasmın sana yardımcı olur. O esnada sana ve ailene yaptığı ya da yapacağı kötülükleri hatırlatır. Sen de gaza gelip, o öfkeyle ağzına, götüne girişip hasmını alt edersin. Diyelim ki, fena sopa yedin, yerden de kalkamıyorsun. Gaza gelecek durumun yok yani. Üstüne üstlük hasmın tabancayı da suratına tutmuş tetiğe basmak üzere. Film boyunca sorgu, sual etmeden tetiğe basan bu adamamın nedense birden çenesi açılacak ve uzun uzun sana yaptıklarını, bundan sonra yapacaklarını falan anlatmaya başlayacaktır. Hah işte o anda botunda, çizmende, paçanda sakladığın bıçağı laf arasında babanın bacağına sapla, sonra gerisi gelir zaten. Tabanca sakladıysan o daha makbule geçer işi kısa tutarsın. O DA DİİL DE: Ulan bıçak olmaz, sakat olur da hadi tabancayı belki çüküne saklarsın hadi onu anlarım. oraya bakmazlar da anca çükü büyükmüş derler falan. Bacaktaki silahı aramak neden kimin aklına gelmez. Hadi diyelim bacaktaki silahı da buldular, ipne bu sefer de kemer tokasında saklı küçük piçağı sokuşturur hasmına. Sen rahat ol yani. Olmadı bunların hiç birini yapamadın namlunun ucundasın. Hasmın sana ateş etmek üzere. O ne oradan… bir silah sesi… Kamera sende. Götün üç buçuk. Sonra kamera hasmına döner. Meğer sen değil seninki vurulmuş ve kendisi ağırcan ağırcan yere düşüyor. Bir bakmışsın ki, son anda artık kankan olur manitan olur biri gelmiş o çalmış kurşunu kahpeye.

Ola ki, kavga kızıştı sen bir ara alta düştün. Adam da elindeki bıçağı bir tarafına sokmaya çalışıyor. Yine anana, bacına, manitana filan bir laf söylerse hemen gaza gelirsin, o kadar sopa yemene rağmen yine son bir azimle karşılıklı böğürtüler arasında bıçağı ağır ağır hasmına çevirip ona saplarsın. Ya da elinin yakınlarında bir tabanca, bir bıçak, levye falan gibi bir şey vardır ona doğru uzanırsın. Baba seni gırtlaklamaya konsantre olduğu için seni bu hareketini fark etmeyecektir. Heyecan olsun hesabı nesneyi ilk hamlede alamasan da biraz çabaladıktan sonra amacına ulaşır, rakibini alt edersin.

Diyelim ki bir kişiye karşı değil de kalabalık bir grupla katıştın. Hepsi aynı anda sana bir çullansa sülaleni sökerler ama rahat ol sen onları rahat rahat dövebilesin diye sana tek tek saldıracaklardır.

ATEŞLİ SİLAHLARA YABANCI BİR KİMSE MİSİN?

Filmin kahramanı olarak eski bir asker, polis falan gibi silahlarla o güne kadar hiç alakası olmayan birisiysen bile silah kullanman gerektiğinde bu işe kısa sürede adapte olacağını göreceksin. Hatta bu işe yıllarını vermiş polis, asker veya mafya üyeleri filan sana otomatik silahlar, makineli tüfeklerle ateş ederken tek bir isabet sağlayamazlarken, sen her attığını vuracaksın. Haaa olur da vurulursan da stres yapma. Kurşun omzunu, kolunu falan deler geçer, o kadar. Bazen de olayların akışı gereği silah kullanmayı bilen bir adam eline aceleyle bir tabanca tutuşturur. Sen nasıl kullanıcam hesabı bir kıllanırsın. O sana izah eder hemen zaten. ‘’Tabancanın şurasını çek, burasını bırak. Sonra ateşe hazır’’. Eee… Eesi, ‘’Hasmının suratına tut tetiği çek.’’ Oldu mına koyiim ben hayatımda bırak silah kullanmak, silahı tutmak, yakından bile görmemişim bir de çekip adama sıkıyorum. Hadi bakalım. O zaman bu mantıkla, dalayım Aliyathaneye.’’ Verin mına koyiim neşteri.’’ Hayırdır… ‘’AmAliyat yapacam.’’ Nasıl? ‘’Karışma sen. Sen neşteri nasıl tutucaz onu göster.’’

YÜKSEK BİR YERDEN DÜŞE YAZMA DURUMU MU HASIL OLDU?

Gökdelen olur, Bir uçurum olur bir yeden mi düşe yazdın. Sıfır stres… Nasılsa ne yapar eder bir boruya bir dala tutunursun. Ama işler o kadar kolay olmayabilir. Düşmanın gelip, yüzünde hain bir sırıtışla ayaklarıyla ellerine basarak seni aşağı düşürmeye çabalayacaktır. Bir iki denemeden sonra nasılsa onun bacağına yapışır onu aşağıya düşürürsün. Ondan sonra artık kendin mi çıkarsın oradan, yoksa artık kankan mı gelir, manitan mı gelir seni çıkartır bilemem ama bir şekil çıkarsın nasılsa. Oldu da seni aşağı düşürdü. Korkma sağa sola bir yerlere çarpıp, ne yapar eder bir yerlere tutunursun. Yoook düşen sen değil de kankan, manitan falansa da son anda kolundan yakalarsın ya da o anda tutamadın diyelim o zaten bir yere yalandan tutunmuştur. Biraz çabadan sonra eleriniz kavuşur. Kavuşamadıysa da o zaman filmin başıdır zaten. İşte al sana travma dolu saatler. Artık o saatten sonra o tutamadığın adamın, kadının intikamını alacan yapacak bir şey yok.

BOMBA İLE İMTİHAN

Bir odada patlamaya hazır bir bombayla başbaşasın, Malum biri kırmızı biri mavi olmak üzere bombaya bağlanmış iki adet kablo var ve birini kesmen gerekiyor. Elbette ki hangisini keseceğinden emin değilsin, süre de giderek daralıyor. O anda muhakkak telefonda, telsizde bazen de yanında sana yardımcı olacak biri vardır. Ama ne hikmetse o da aslında konuya pek muvaffak olmadığından çelişkilerle dolu dakikalar yaşanır ama mutlaka son saniyede doğru kablo kesilir.

-Hangi kabloyu keseceğini nereden biliyordun?

-Bilmiyordum.

Sülaleni sökiim o zaman ben senin.

Oldu ki, bombanın patlamasına engel olamadın. Hemen yağla tabanları oradan, kendini dışarı at. Bomba sen mekanı terk edip havada uçarken patlar ve nasılsa son anda yerle yeksan olur kurtulursun. Havada uçan taş, demir parçaları falanda sana nasılsa isabet etmez. Olmaz ya olursa da ya koluna ya bacağına isabet eder. Takma kafana, yürür gidersin.

Diyelim ki, finali sen yapıp, bombayı sen patlatacaksın. O zaman artık klasik olarak zippo çakmağını mı fırlatırsın artık maharetine göre ne yaparsan, bombanın fitilini ateşledikten sonra olay mahalinden çıkar gidersin. Bomba büyük bir gürültü ve şatafatla infilak eder, her yer alevler içinde, kayalar demirler yine havalarda uçuyor. (Tabi senlik bir şey yok) Sense götünü patlamaya dönüp bir manken edasıyla yoluna gider ve bir kez olsun bile dönüp arkana bakmazsın bile. Sanırsın ipne her gün bombayla bina patlatıyor da olayları kanıksamış. Ulan insan bir ne oluyor diye merak edip,dönüp arkasına bakmaz mı be bilader. Hani en azından kafama taş maş gelmesin hesabı. Ya arkadaş hadi hepsini anladık patlama sesi gelince de mi bir ürkmez bir kıpramaz insan. O kadar mı kastın götünü?

KILInÇ DÖVÜŞÜMLERİ

Malum eskrim çok da seyredilmeyen bir spordur çünkü müsabakanın başlamasıyla bitmesi bir olur. Rakipler kılıçlarla birbirinin üzerine gider ve daha bir bilemedin iki hamlede biri ötekinin kıçına, başına bir yerine hemen kılıcı dokandırıverir.

Söz konusu bir Hollywood filmiyse o kılıç nihayi hedefine ulaşana kadar değişik atraksiyonlar içinde dakikalar geçecektir. Tabi kahramanımız figüranlarla kapışıyorsa o başka. O zaman tek hamlede önüne geleni inderecektir tabi.

KUTSAL TAPINAK TAPIKLARI

Aklında bulunsun öyle tarihi bir tapınakta filansan unutma düşmanlarını bertaraf ettiğin anda her ne hikmetse tapınak çökmeye başlayacaktır, hemen kaç. Yine sıfır stres… Tapınak tamamen yerle yeksan olmadan son anda kendini dışarı atarsın. Taşlar, demirler… Senlik bir şey yok rahat ol.

MÜSTAKİL EV SENDROMU

Güzel bir aile ortamın var. Yazar falansın kafa dinleyeceksin. Son kitabını yazmak niyetindesin falan. Ailecenek kafanıza göre gözden uzak, büyük, güzel müstakil bir eve taşındınız. Aha işte muhakkak başınıza bir şey gelecek. Ya evde senden yardım uman ya da senin ve ailenin canına kast etmeye niyetli bir hayalet olacaktır ya da sapık bir komşu, kötü niyetli bir çete başınıza bela olacaktır. Bazen de ailenin masum evladı üç harfliler tarafından istenmeyen durumlara sokulabilirler.

ÖP BENİ

Olaylar sırasında tanıştığın kadınla peşinizdeki adamlardan kaçarken umumi bir yerde kala kaldınız. Adamlar sizi arıyor ve çember daralıyor. Hasımlarınız size doğru yaklaşırken hemen kadına seni öpmesini söyle. Böylece suratlarınız birbirine yapışanda düşmanlarınız sizi tanıyamaz. AmArika tabe bizim gibi muhafazakar bir ülke olmadığından herkeş ulu orta her yerde yiyişiyor olmalı ki, bu arkadaşların hiç dikkatini çekmiyor.

BİR TÜRLÜ ÖLMEYEN KATİLLER

Arkadaş özellikle de seri katil filmindeysen bil ki o mına kodumun katili naaparsın ne edersin asla ölmez. Şerefsiz önce gözlüklüyü ardından lokum gibi manitaları falan kıtır kıtır keser ama sıra kendisine gelince mızıkçı bebe gibi götüne kazık çakarsın da yine kalkar gırtlağına sarılır. Öldüren de de kabahat var. Dön bir iyicene muşaade et bakalım ölmüş mü? Kafasına götüne üç beş daha vur emin olana kadar. Yook sıkar bir kurşun döner götünü sapığı öldürdüm hesabı. Biraz sorumluluk sahibi olur be insan.

EN ŞANSLI C

Oldu ya film boyunca başına gelmeyen kalmadı. Sopa da yedin, koluna kurşun da. Bombalar patlattın, bombalardan kaçtın. Havalandırmalardan geçtin, gökdelenlerden havuzlara atladın. Filmin sonunda ambulans gelir. Olaylara karışan durumu senden kötü biri varsa sedyeyle onu götürürlerken yanından geçerler. Kısa espirili bir konuşma geçer aranızda. Sonra sırtında battaniyen ve eline tutuşturulan kahveyle ambulansın arkasına oturursun. Ondan sonra baş komiserle mi geyiklersin, manitanın dudaklara mı yumulursun duruma göre artık.

SEN GİYMİYORSAN FAKİRE VER HEM-İ DE VİCDANIN RAHATLAR

İşte utanmazlığın son boyutu bu işte. Vahşi kapitalizm hepimizi köleleştirirken bir kısmımızı hadsizliğe bir kısmımızı da köpekleşmeğe doğru yönlendiriyor. Hani demokrasiye ne oldu? Hani eşitlik felan. Sallamaya gelince hepimiz eşitiz Hani demokraside birimizin özgürlüğünün bittiği yerde diğerimizin ki başlıyordu. Mına kodumun yerinde bağzılarının özgürlüğü bitmiyor ki bir türlü, bizimkinin de başlamasına fırsat olsun. Ama bu kadarı artık insanın en rezil hali. Sen eskiyen, artık üzerine olmayan (küçülen değil) ya da artık giymek istemediğin giysileri bu kutuya atacaksın, birileri de bunları, giyecek giysileri olmayan insanlara dağıtıp onları nasiplendirecek, iyi mi? Sen de sıcak evinde görevini yapmanın huzuruyla çayını, viskini yudumlayacaksın. O adam hala aç mı? O adam nerede yatar, ne yer, ne içer? Eeee… onu da başkası düşünsün artık, sen giysiyi verdin vicdanın rahat. Kediyi köpeği de böyle beslemiyor musun? Sokakta altı ay bile yaşayamayacak hayvan sayende iki sene eziyet çekiyor ölmek için. Ama sana helal olsun o iki seneyi sayende karnı aç değil de yarı aç geçiriyor. Bir devlet her vatandaşına aynı yakınlıkta olmak zorundadır. Olmuyor ya da olamıyorsa o zaman kapitalizm şeytanlarını salar ortaya ve bir takım işgüzarlar çıkar, yersen günü kurtarır. Şimdi diyeceksin ki, bu yardımlar da olmasa insanlar daha zor durumda kalmayacak mı? Bazı durumlarda bu yardımlara karşı değilim ama bir toplumun elinden ancak bu kadarı geliyorsa ve bu kadarından huzur bulabiliyorsa buradan bir metre ileriye gidemez o toplum. Gidiyor mu? Varsa bir çözümün anlat diyorsanız söyleyeceğim. Size öğretilenleri unutun. Çünkü, konuşurken anlattıklarınız kendi düşünceleriniz değil. Onları okuldan, televizyondan ve hatta bazı kitaplardan öğrendiniz. Evet hepsini unutun ve yeniden düşünmeğe, yeniden öğrenmeye başlayın. Kapitalizm ne söylüyorsa bil ki, cebindeki paranı almak, bu düzeni sürdürebilmek için söylüyor söylediklerini.

KÜÇÜLEN GİYSİLER ARTIKIN GİYEMİYESİLER.

Şu gerçeği lütfen görelim artık, elbiseler küçülmüyor çocuklar büyüyor. O yüzden çocuğunuza küçük gelen elbiselerden dem vururken. Elbisesi küçülmüş demekten lütfen artık vaz geçin. Ulan elbsenin ayakabının böyle bir marifeti olsa dünyayı ele geçirirdi. Yani ele geçirmese de ayrı bir havası olurdu yine de.

Detaylı Bilgi    

Sitemizde Ara


En Yeniler ?

  • Bİ DELİ Bİ KEMİK KALDIM

    Vay be, inan aslında çekik gözlü birinin japon mu çinli mi olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek istiyordum: Daha yolun...
  • YALNIZIM DOSTLARIM YALNIZIM YALNIZ

    Facebook’da bu tarz capslere çok rastlanıyor. Hatta şimdi bir çok insan İnstagram’ı da böyle boka çevirdi. Adam çektiğin sanatsal fotoğrafları...
  • SANAT NEDİR

    Bloomberg HT kanalında bizi söken süper zenginlerin hayatlarının kebap taraflarını anlatan bir magazin programı var. Orada izledim. Bu zenginlerden birinin...
  • HER DAİM MUTLUYDU

     ...
  • PAPAZGARAS HABER

    Hani o da etik değil ama asparagas haberi bir derece anlayabiliyorum. Bir de televizyonda, haberlerde, magazin programlarında filan yayınlanan kör...
  • EŞEK HOŞAFTAN NE ANLAR

    Biz erkekler harbiden malız arkadaş. Geçenlerde bir arkadaşım sevgilisinden ayrılmış, geldi bana dert yanıyor. Kadın ayrılırken bizimkine ‘’Sen beni taşıyamadın’’...
  • KAZIK YEMEK

    Lüks statü restoranlarından hiç hoşlanmıyorum. Kapıda karşılayıp sana layık gördükleri masaya kadar eşlik ettikleri falan oluyor buralarda. Garsonlar da denişik...
  • EYY EBEVEYN BEN SENİN EBEYİN

    KAPTANIN SEYİR DEFTERİ: Dünya tarihi 16 Mart 2018… Akşam üstü yürüyüş yaparken bir ara bir karı kocanın yanından geçiyorum. Adam...
  • DIR-DIR & ÖTESİ

    Yazlıkta kocalarını yıllar önce gömmüş altmış, yetmiş yaşlarında bir çok kadın görüyorum. Yazlık tabi ufak yer, küçüklü büyüklü gruplar halinde...
  • GÖTONOSKOPİ

    KAPTANIN SEYİR DEFTERI: Dünya tarihi 22 Mart 2018… Yolda bir arkadaşımla karşılaştım Hastaneden geliyormuş. Doktorlar kendisini biraz ovcaladıktan sonra yüksek...
Tüm Yazılar