KARDOLABI

KAPTAN’IN SEYİR DEFTERİ: 2016 yılının Aralık ayını eda ettiğimiz günlerden bir gün bir zaruret gereği bir parça sunta kestirmek amaçla muhitimizdeki bir marangozun mobilya atölyesinde vücut buldum. Marangoz Rizeli bir kardeşimiz. O da benim gibi geyikçi bir tip. Konu kısa bir süre sonra doğal olarak mobilyalar üzerinde yoğunlaştı. Ben de teorik olarak konuya hakim olmasam da,en azından konuya avukat olduğumdan naşi, geyik hızla harlandı. (Malum kişi kendinin doktoru olduğu gibi avukatı da olmalı.) Baba ürünlerini, ürünlerinin özelliklerini, güzelliklerini anlatırken: “Aslında henüz daha tasarı aşamasındayım, üretime geçmedim ama yakında prototipi yapar yapmaz ilk işim patent dairesine koşup bunun patentini almak olacak” dedi ve ne tasarladığını tahayyül edebilir miyim acaba diye kısa bir süre yüzüme baktı. Benim öyle mal gibi durmaya devam ettiğimi görünce, “Uzaktan kumandalı gardolap (gardırop) yapmayı tasarlıyorum. Uzaktan açılıp kapatabilme özelliği dışında, kumandayla kapılarını da kilitleyebiliyorsun” diye devam etti. Bak baaak, uzaktan kapıları açıp kapayabildiğim gibi kapıları da kilitleyebiliyormuşum. İyi de bilader dolabı stand-byda mı bırakıyorum mına koyiim. Sonuç olarak kapıyı açtıktan sonra giyinip soyunmak için bir şekilde ben bu dolabın yanına gitmek zorunda diil miyim? Eeee, ne işime yaradı bu kumanda. Ayrıca dolabı neden kilitliyoruz ki? Ben daha giysi çalan hırGız görmedim. Ama dolabı kilitli gören HırGız içinde ziynet var hesabı dolabın mına koyacaktır elbet. O DİİL DE: Karadenizli arkadaşlar alınmasın ama işte bu yüzden Orta Anadolu, Ege, Akdeniz fıkrası diye bir şey yokken Karadeniz fıkrası bu kadar meşhur. O DA DİİL DE: Fıkra kelimesini fıkrAA olarak telaffuz eden arkadaşlara bir şiirimi hediye etmek isterim.

Gülsem sesimi duyar mısınız fıkrAAlarımda?

Dokunabilir misiniz kahkahalarıma ellerinizle?

Bilmezdim fıkrAAların bu kadar güzel,

Kahkahalarınsa kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden öncesi.

No Comments Yet.

Leave a Comment