Osmil İpburaçi Şakır şakır terliyorum bak. Bıyıklarımı
burdukça parmaklarımın arasından nehirler akıyor. O nehirler çağıl
çağıl akarken, bu beyzade tekil adımlarla takip ediyor avını.Siyah
bezli espadrillerinin keten tabanları ses etmez, edemez. Kimi gün hiç
bir şey bilmeden çok şeyler anlattır. Sonra utanır mı bilinmez,
yumuşak saten kumaşlarla örtünür.
Resim bobiler.org dan
araknafobia.
Kulak
arkasında unutulan sigara üzülüyor mudur acaba paketten çekilen yeni
bir sigara sonrası
neden ben
değil diye.Ya da,ömrüme ömür geldi gibisine bi sevinç.Veya insanlığa
zararlı olmamanın
huzuru.Belki
de şeytana hizmet edememenin hırsı ve kini.belki de eşeğin
cinselliğine giden yoldaki su damlacıkları.
Ayriyetten.
Muratti AMBASSADORerkek adamın cuvarası
ALAÜDDİN' İN SİNİRLİ
LAMBASI
Ve inadına dingin dingil bi vaka.
ALAATTİN YAVAŞÇA içeri girdi. Lambayı
Eline aldı. Soona bi iki ovcaladı. Derkene lambanın içisinden bi cin
çıktı. ALAATTİN YAVAŞÇA cinin kapaanı açtı. bi dubus doldurdu
bardağa. Lambayı bi daa ovcaladı tonik felan da çıkar mı hesaabı. Ama,
tonik neyin çıkmayınca iki dilim limon, ikide buzu bardaan içine
katıştırıp, cini yuvarlamaya başladı. Kesmedi bunu bi dubus. Üç dubus
beş dubus felan derkene ALAAATİN YAVAŞÇA matiz oldu.
Street Fighter-88
Aduket olayını afettmem Hacı Civciv
ona göre.
Street Fighter-88
Emrin olar karagötüm.
- Usta bana
bir İskender.
-
Kusura kalma isken felan deremem.
-
Neden?
-
Neden olacak isken kalmamışta ondan.
- Eeee naapacaaz?
- Bo Derek.
Et
tırnaktan ayrılmaz derler. O güne kadar Ulrich’de öyle bilirdi. Şu
andaysa bütün vücuduna bıçaklar batmaktaydı sanki. Et tırnaktan
ayrılıyordu. Ulrich’in korkunç çığılığı loş odanın duvarlarını bir
süre dolaştı. Sonra başı önüne düştü. Samet adamın ter içindeki
suratını eliyle kavrayarak kafasını suratına doğru kaldırdı. Konuş
artık bilader. Bak hem yoruldum hem de benim de vicdanım var, dedi
sırıtarak. Ulrich anlaşılan daha ilk tırnak etten ayrılırken konuşmaya
karar vermişti. Yüzünde keşke şu tırnak kopartılmadan önce konuşsaydım
gibi bir ifadeyle fısıldadı. Tsamam konutsacağım. Samet ciğerlerindeki
tüm havayı dışarı püskürtürken yavaşça Ulrich’in karşısındaki
sandalyeye çöktü. Kerpeteni hala elinden bırakmamıştı. Anlat bakalım,
dedi dost bir sesle.Sovun şu ki, dedi Ulrich. Bein err güün dütsenli
olavak ototsbiiğ çekiyoğuum. Samet şaşırmamıştı buna sanki. Neden diye
sordu. Çünkü,dedi Ulrich. Bein err tsabaa tahini, pekmets yiyovuum.Samet
acı acı güldü. Bütün bunlara değermiydi be Ulrich’im dercesine. Ulrich
sessiz sessiz ağlıyordu. Samet yerinden kalkarak masaya doğru yürüdü.
Kerpeteni elinden bıraktı ve masadaki ekmeğe doğru uzandı. Koca bir
parça kopartarak tabağın dibini sıyırmaya başladı. Ulrich artık bir
alman olmadığının, metamorfoza uğradığının farkındaydı ve gün ışıl
ışıl kararmaya başlamış
DRİNNNKKK...Kapferenginden
yok mudu?
- Karşılıklı
şööle birer BOKMA alır mıyız hayatım?
- Alırız almasına
da, ben bu BOKMA' nın kokusuna tahammül edemiyorum ki, tadına ediim
şekerim.
-BOKMA'dan iç.
- Yok yok.Ben en iyisi bokum bokum içiim baari çarpmasın.
Gereğinden fazla psikolojinin ardından iç bulantısı.Diyelim bir kişinin sağlam bacakları var da,psikolojinin yanına
sokulmasına ses çıkarılmıyor;bu kişi kısa sürede,gelişigüzel zikzaklar
çizerek başka hiç bir alanda kat edemeyeceği uzaklıkları geride bırakacak,
o kadar ki gören birinin şaşkınlıktan ağzı açık kalacaktır.
Böceklerin
Dünyası
KARA FATMA:
Kendisi
siyah,üstüne basınca içinden beyaz krema çıkan bir böcek türüdür.
-Kara fatma iz olur.
-Çok geç fattım bile
ATEŞ BÖCEĞİ:
Kıçından ışık saçan
bir böcek türüdür. Takdir etmek lazım tabi. Düşünsene götünde 100
mumluk bir ampulle dolaştığını.Kolay mı?
-Hayatım uyuyamıyorum.
-Işık
mı rahatsız ediyo?
-Evet
.-Götünü
gevşet o zaman.
-
Ön yargılarını bırak lütfen.
- Bıraktım…
- Şimdi arka yargılarını çalıştır.
-
Çalıştırıyorum.
KIv
kIV kıv kıV kIv kıV KIIIIV…
- N’ooldu?
- Marş basmıyo.
- Çekil bi de ben basim marşa.
- Uza skmiim ebeni.
İlgi duymuyordum.Hiçbir şeye ilgi
duymuyordum.
Nasıl kaçabileceğime dair hiçbir fikrim yoktu.
Diğerleri yaşamdan tat alabiliyorlardı hiç olmazsa.
Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik
vardı
belki de.Mümkündü.
Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım.
Onlardan uzak olmak istiyordum.Gidecek yerim yoktu.
İntihar?Tanrım çaba gerektiriyordu.
Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.
Ovcalama
sanatı
Çakırkeyften
Hasankeyf’ e yol bilemedin bir, bilemedin iki duble sürer. Belkli de
Hasankeyf’ e gelmeden son sapaktan sola dönmeli, seni bulup, seninle
evlenmeliyim. Ölümsüz bir aşka meyve olarak, vatana millete
hayırlı iki
çocuk vermeliyiz bu dünyaya. Sonra torunlarımı kucaklamalıyım bir
deniz kenarında. Daha da yaşlanıp bir akşamüstü denizi seyrederken
o sahilde ölmeliyim. Ya da bir duble daha doldurmalıyım. Her nasılsa
Hasankeyf’ten öteye de bir yol vardır bir yerlerde.
Kaptan - Bak bu çıbıkları buralara batırınca, küçük siyah
noktacıklar oluşuyo…
Tenten
- Yapma yaa… Neyse o diil de babuş dişleri neyle fırçalıyosun.
Apak olmuşlar.
Sakallı
– Fırçalama olayı diil be güzelim.
Parlak
– Nası yani?
Palaz diş
- Alçıpan kaplattım.
Ev kadınlarına yapılan bu zulüm(zulum)son
bulsun.
Ev kadınlarının masa örtüsüsü özgürlüğüne uzanan eller kırılsın.
Amarikan servis çıktı geleneklerimizi skip attı.Buna
artık dur diyelim.
Durmadı mı?Bi daa dene.
Yine mi olmadı?Hay ben sizin yapıcanız işe be. Bi de burayı düğmükle
bakalım.
Sizin tercihiniz geleneklerimizin boka sardığının resmi oldu...
Masa örtüsü
%48
Amarikan servis
%52
ANILAR DOLABI
Gerçekten çok canım çekmişti.Hiç düşünmeden
elimi cebime atıp
paketimden bir sigara
çıkarıp dudaklarımın arasına yerleştirdim.Yetişkin bir insandım
ve kimseye verecek bir hesabım da yoktu.Keyifli keyifli
tellendirecektim sigaramı.Çakmağımı
çıkarıp ateşledim
cigaramın ucunu ve deriin bir
nefes çektim.Garip duman dolmamıştı ciğerlerime,bi daha asıldım
sertçe, yine duman yok.Sigarayı
aazımdan çekip bakınca acı gerçekle yüzleştim.Sigara
tam orta yerinden kırılmıştı Yıllardır ağlamamıştım şimdi sel gibi
akan göz yaşlarıma engel olamıyordum.Ben ki Spakettin
Akyol,ben ki yılların içicisi:İlk defa
sigaradan
kırık almıştım.
KRİZ
GÜNÜ ATLATILDI.
Kartal 1 den kartal 2 ye,tamaam.
Kartal 1 den kartal 2 ye,tamaam.
Hayır tamam diil...
Sabah erken kalkar,
bacakarasından sarkar.
Herkeş ondan korkar.
bombilibilibilibom...
boOOom...
bombilibilibilibom.
Gözlerim rastık çekerek mahmure,beynim
alakok.
Yorgun argın sarılık geçirdi bu kuyruk,bir lokma simite hasret.
Sonrası sıkkın boyu notalar ve pilav üstü
hasreti,bi sade kaave
dost elinden ve cigara.Kısmetse iki rekat uyku,gelene kadar
yine o
İsmail Boyu notalar.
Saatler sonra artık beyin rafadandır,pıhtıdır engin kıvrımlar.Ve sılaya
dönüş zamanıdır artık iyice soğuyunca çeperler,genleşince yanlışlar.
Eve geldim,çaldım zili.Kapıyı bi ufak rakı
açtı.
Sen unut sevgilim ben unutmuyorum.
Aslında niyet var da,rakıya başka meze yok
evde.
Bütün salon alkışlarla
çınlıyordu.Çünkü,ööle gerekmekteydi.o da işinin gereğini yerine
getiriyordu.Ama istekle hevesle.Çünkü,alkışlananlardan biri canı
ciğeriydi onun.Avuçları
patlayacaktınerdeyse.Umursamıyordu bile.Ellerine her bakışında
onların bir gün patlayacağını hissetmişti zaten.Avazı çıktığı kadar
arkadaşının adını haykırıyordu.etraftan garip garip bakanlara için
için gülerek:Onun benim için değerini anlayamazsınız ki orospu
çocukları diye geçiriyordu içinden.o benim
ortağım.Bizi bilenler bize ORTi diye hitab eder.Mesela karşıdan bizi
gören bir tanıdık,bakın ortiler geliyo der.O burda ben onun yerinde
olsam oda basardı alkışı hiç düşünmeden avuçlarını patlatırcasına.O da
haykırırdı benim gibi.Dedim ya bize ORTİLER derler.Daha geçenlerde bi
ortak işe girdik.Paranın anuna koyucam onun sayesinde.Haaaa ama onunda
komisyonunu unutmuş diilim.Çünkü,biz ortiyiz,biz birbirimiziz.Biraz
sonra alkışlar tüm coşkusuyla sürerken korkunç bir patlama
duyuldu.Alkışlananların arasından biri bu patlamanın nerden geldiğini
çok iyi biliyordu.Gözünden bir damla yaş süzülürken,saol orti diye
fısılfdadı,ikram oldu.
Evden çıkıyor,kendini sokakta buluyor. İkizler
kendisini bekliyor.Bir uşak dizginleri tutuyor; sonra,çığlık çığlığa bir
ıssızlıkta bir ömür boyu hatırlanacak bir gezi başlıyor.Her güzel şey
bitermiş.
Aşk nedensiz
sevmekmiş.
--------------------------
İkiyüzelli Gram Salih' tir adım.
Bir gün üç kişi önümü kesti.
Yılmadım yürüdüm,
İkiyüzotuz gram.
DUPLE OSSUN
Trilink diye bi sesin ardından top dönmeye başladı masada.Herkeş merakla
top nerede duracak hesabı eyilmiş masaya bakıyo.Top döndü,döndü,döndü,
sonunda hüzzamda karar kıldı.
-Kaybedenin adını açıklıyoruuum.(sessizlik)
-Ofsayt Osman.
-Nee yine mi ofsayt be?
-Evet,yine ofsayt.
Allah rızası için söyleyin beee,yine mi atamadım golü haa?
Bu da mı gol diil be?Gol mü?(vit hıçkırıks)
-Ofsaaayt..
Kafayı
kırıyorduk;oturduğumuz
kanepe daraldıkça daraldı,duvardaki saatin göstergeleri aralıksız
tik taklarla daireler çiziyordu.O geldi
ve kapıdan başını uzatarak içeri baktı.Ellerimizi kaldırıp ona
işaret ettik.Ama o,birimizden gözlerini hiç ayırmıyordu.Kanepedeki
üzerinde ipek gibi parıldayan ince,siyah giysi giymiş
adamdan.Bunun üzerine
adam
yavaş yavaş doğruldu,parmakları henüz kanepenin kolunda
geziniyordu.Sen diye,haykırdı sonra
bana dönüp parmağını suratıma uzatarak;kalk
ayağa,bu kez sensin sıradaki.Nedendir bilmem ağzım acılandı.Buradan
hemen kaçıp uzaklaşmam gerektiğini anladım.Korku değildi içimi
kaplayan.Biraz panik belki,belki biraz burukluk.Hızla ayağa
kalktım,bir an bu loş salonda kapı ne tarafta kestiremedim,üstelik
yerler de
buz tutmuştu.
Küçük bir çocukken ben
gözümün hemen kenarında
hızla kaçan bir imge yakalamıştım.
bakmak için döndüğümde o çoktan kaçmıştı.
Şimdi parmağımı onun üzerine koyamam.
Çocuk büyüdü.
Düş bitti.
Ve ben keyifli bir uyuşukluk içindeyim.