AV MEVSİMİ

Üzümün azizliği mi? Yoksa Aziz’in üzümlüğü mü bilinmez, Fahrettin ev arkadaşı Aziz’in imalatı boğma rakı tarafından boğularak öldürülmüştü. Cesedi sabah er saatlerde diğer ev arkadaşları ŞevkEt ve Merhamet bulmuştu. Önce olanlara bir anlam veremeseler de biraz sonra Aziz’in yokluğu ve boğma rakının şişenin dibine darı ekmesinden olanlara bir anlam verdiler. Fahrettin ölmüş, Aziz’se paniğe kapılmış ve ihale üstüne kalır stresiyle aniden topuklamıştı.

Fahrettin yirmi dokuzundan dokuz gün önce gün almaya başlamış olmasına rağmen koca götü, koca göbeği ve zamansız ve yersiz açılan saçlarından giderek kırk ikisinden beş gün almış gibi görünüyordu. Hiç karizmatik bir adam olmamıştı Fahrettin. Abuk sabuk konuşan, ter kokan, cimri, yalancı, inatçı, suratsız bir adamdı. Ev arkadaşlarını saymazsak tek arkadaşı bacaklarının arasında taşıdığı pipisi Rüstem’di. Genelde bir sevgilisi ve parası olmadığından pipisini elleriyle beslerdi. Kırk yılda bir cavalacozundan bir manita ayarlarsa ya da parayı denkleştirip vasati tek kuku bir hayat kadını düşürürse o gün Fahrettin’in çift kaymaklı ekmekkadayıfıydı.

Ama artık Fahrettin ve Rüstem kanepede cansız uzanmaktaydılar. Merhamet ağlıyordu. ŞevkEt’se paniklemişti. ‘‘Zırlamayı kes’’ diye bağırdı. ‘‘Ya biz de Aziz gibi topuklayalım, ya da artık cesedi denize mi atıcaz, parçalayıp gömücez mi bir karar verelim.’’ Merhamet hıçkırıklar arasında ‘‘Korkma bizim bir suçumuz yok suçlu işte şurada’’  dedi. Parmağı masadaki rakı şişesini gösteriyordu. ŞevkEt hızla masaya doğru atıldı, şişeyi boğazından yakalayıp var gücüyle sıkmaya başladı. Herkes gibi o da Fahrettin’i sevmezdi. İmkanı olsa aynı çatı altında bir dakika dahi durmazdı. Ama, bir katille karşı karşıyaydı. Fahrettin’in yerinde o da olabilirdi sonuçta. Merhamet araya girdi. O sırada da sokak kapısından içeri yanında polislerle Aziz girdi. Zannettikleri gibi kaçmamış, emniyete durumu bildirmeğe gitmiş, polislerle beraberde dönmüştü. Aziz polislere yalaklanıyordu. ‘‘Kendi yapmış kendi içmiş memur bey bizlik bi şey yok yani’’ dedi. Polisler evde kısa bir inceleme yaptıktan sonra rakıyı tahhammüden adam öldürmekten şişeyi de yataklıktan ve cinayete zemin hazırlamaktan tutukladılar. İşin azizliği Aziz tutuklanmadı. Polisler zanlılar ve cesedi alıp gidince Üç Ahbap Onbaşı .öölee göt gibi kalakaldılar. Götten üç elma düştü. Aziz pişirdi. ŞevkEt yedi. Merhamet sifonu çekti.

Fahrettin ve Rüstem sağlıklarında hasbıhal ediyorlar. (Kaymaksız ekmek kadayıfı)

 – Rüstem: (Sitemkar) Senin sevmediğin hiç bir şeyi sevmeme izin vermedin.

 – Fahrettin: (Yüksek tondan) Nankörlük etme be… Ne yapıyorsam senin için yapıyorum. Götümü yırtıyorum bir manita bağlayabilmek için. Son paramı orospulara yatırıyorum sen mutlu ol diye. Eskiden karıları görünce bir yalandan da olsa hallenirdin. Ama, kafanı bile kaldırmıyorsun artık. Rezil rüsva oluyorum senin yüzünden kadınlara.

 – Rüstem: (Alaycı, sitemkar) Hiç de rezil olmazsın rahat ol. Lan onlar karımı be. Şöyle kayda değer birini getirdin de kalkmadık mı yerimizden. Dert etme zaten onları da bulamaz oldun artık.

  Fahrettin: (Umursamaz) Amaaaan siktir et yaa her şey olacağına varır, biz dalgamıza bakalım. Acıktın mı?

 – Rüstem: (Öfkeli) Yaa bi siktir git yaaa…

No Comments Yet.

Leave a Comment