AWKEN AWCI. WHAT CAN I DO

Uçsuz bucaksız çimenlerin arasından geçen dar patikadan dağlara, dağlardaki köylere doğru sürüyordu Yaşlı Kuruyemişçi arabasını. Ağrıyan kolları, sızlayan bacaklarına rağmen ağır ağır itekliyordu içi kuruyemiş dolu arabayı. ‘’Kuruyemişlerim vaar… Taze taze sevişmelik kuruyemişlerim vaar… Otuzbirlik kuruyemişlerim vaaar… Kuruyemişçi geldi haanııım.’’ Yaşlı titrek, duygusuz sesiyle belki biri duyar diye avaz avaz bağırıyordu yaşlı kuruyemişçi. Artık tek hissettiği düğümlenen osuruğundaki hayat gailesinin kekremsi kokusuydu. Güneş iyice tepeye varmadan o dağın eteklerine varmak istiyordu. Patikadan aşağı arabasını sallandırmıştı ki, yüz metre uzakta çimenliğin ortasında patikanın hemen yanındaki selvi ağacını fark etti. Ağacın altında genç bir adam çömelmiş yerdeki bir şeye bakıyordu. Arabasını biraz daha hızlandırdı. Biraz sonra adamın yanına vardığında, adam işine o kadar dalmıştı ki, Yaşlı Kuruyemişçi’yi fark etmemişti bile. Kuruyemişçi boğazını temizler gibi yaparak hafifçe öksürdü. Öksürüğün sesiyle irkilen adam çömeldiği yerden hızla doğruldu. ‘’Sen de kimsin?’’ Diye sordu korkulu bir telaşla. ‘’Merhaba evlat’’ dedi yaşlı adam. ‘’ Korkma benden sana zarar gelmez. Gördüğün gibi şu kuruyemişleri satmaya çalışarak gün dolduran bi ihtiyarım sadece.’’  Genç adam cevap vermedi. Tekrar yerde incelediği şeye doru döndü. Çömelip tekrar onu incelemeğe devam etti. Yaşlı Kuruyemişçi yerdekinin bir kusmuk kütlesi olduğunu fark edince adama ‘’Yoksa sen Islak Kusmukçu musun?’’ diye sordu. ‘’ Hayır ihtiyar’’ dedi adam. ‘’Ben ıslak kusmukçu avcısıyım sadece ve bu kusmuk da hala sıcak olduğuna göre Islak Kusmukçu çok uzaklaşmış olamaz.’’ İhtiyar gülümsedi. ‘’Uzaklaşmış olamaz mı? Evlat çevremizde ne bir kayalık ne bir ağaçlık alan var. Uzaklaşmamış olsa boynundaki dürbününle çoktan onu görmüş olman gerekmez miydi?’’  ‘’Şimdi sana hesap verecek zamanım yok ihtiyar’’ dedi, adam. ‘’Onu derhal yakalamalıyım.’’ Aniden fırladı ve hızla patikadan Yaşlı Kuruyemişçinin geldiği yöne doğru koşarak uzaklaştı. İhtiyar bir süre adamın arkasından baka kaldı. Adam ufukta iyice küçülünce, arabasını iterek yoluna devam etti ihtiyar. Ne garip dedi içinden. Islak kusmukçu avcısıyım diyor ama ne atı var ne silahı. Nasıl avlayacak ki avını, anlamadım valla. Güneş tepeye yaklaşırken, ihtiyar adam az ilerde patikanın sağında solunda soylanmış soylar, boylanmış boylar gördü. Demek ki, uzaktan uzağa kulağına çalınan, giderek yaklaşan bu ses Dedem Korkut’undu. Yine söylüyordu. Bakalım ne söylüyordu. There’s a little child. Running round this house. And he never leaves. He will never leave. And the fog comes up from the sewers. And glows in the dark. Baby alligators in the sewers grow up fast, grow up fast. Anything you want it can be done. How did you go bad? Did you go bad? Did you go bad? Somethings will never wash away. Did you go bad? Did you go bad?

No Comments Yet.

Leave a Comment