BiRiSi ve BADEN BADEN MIZIKÇILARI

Kırkbeş yaşıma kadar ben de herkes gibi yaşadım. Herkes gibi derken yani bazıları gibi işte. Sonra yavaş yavaş her şey bana ağır gelmeye başladı. Belki ben de bu hayata yük oluyordum. İşte o zaman bu kardan, kıştan, yağmurdan, karanlıktan, ışıltılı, sıcak, deniz dolu sahillere doğru uzaklaşmam gerektiğini hissettim. Ne yazık ki, bu hayat cebimde bulundurduğum parayla ölene kadar ancak hayallerimi süsleyebilirdi.. On sene daha yarı deliler gibi çalışmak zorunda kaldım.. Emekli olunca da satıp savıp, emekli ikramiyesini de bunlara kardeş edip, hayallerimi de cebime koyup, Allah’ın siktirettiği bi sahil kasabasında bir ev aldım. Yanında eşantiyon olarak da  Bir Köpek, Bir Kedi ve Bir de Papağan. Bundan sonra kimseye hatta kendime bile bulaşmadan, insanlarla asgari müşterekte ilişkiler paylaşarak bu kasabada tam onbeş yıl yaşadım.Seyir Defteri’ne ek…+Kedi dün öldü. Ben de bu gün onun içini samanla doldurup, mumyasını büfenin üstüne geçen sene ölen Köpek’in yanına koydum. Sanırım yakında ben de bu dünyadan ayrılacağım. Sıkılmaya da başladım zaten. Aramızda en çok Papağan’ın yaşayacağını düşünürsek, O da ben ölünce içimi samanla dolduracak ve büfedeki yerime yerleştirecek. Bana söz verdi. +Yaklaşık bir buçuk sene sonra Eşek’te öldü. Cesedini evinin önündeki sahilde buldular. Bir koltuğa oturmuş denize bakarken ölmüş. Sanki bi şeyler ararmış, bir şeyler beklermiş gibi öylece denize dalmış ölü gözleri. Uzun zaman da kapatamamışlar zaten.  +Sonra Eşek’i kesip sucuk yaptılar, afiyetle yediler. Papağan mı? Onun da diğer herkes gibi dünya sikinde minareydi.

No Comments Yet.

Leave a Comment