iBRAHiM MüTEFERRiKA ABi’MiZiN iBRET DOLU HAYATI

İbadullah adamdı İbrahim Abi. Bi kilo rakı içer üstüne minareyi çalıp kılıfına uydurur, yetmezmiş gibi birde dışarı boşalırdı. Sonra bir gün parmağı yüzüklendi İbrahim’in. İşte bu sonun başlangıcıydı onun için. Parmağındaki yüzük ne zaman şekil ya da yer değiştirse, İbrahim’in de geceleri kara basıyordu. Bu kral adamın krallığı, sözlendiği gün cumhuriyete, nişanlandığı gün meşrutiyete ve evlendiği gün de esarete dönüşmüştü. Bir süre sonra isyana kalkıştığında esaret kabusa dönüştü. Bir gece pisi-pisi pipisi sandığı şey de at tarağı çıkınca, aldı tarağı mecburen taradı taranabilecek neresi varsa. O an anladı ki, İbrahim Abi; özgürce ve doya, doya osurmak için insan yalnız yaşamalıydı. O başkalarının yanında motorlu gibi pata, pata, pata osuracak adam değildi de zaten. Bu yüzden ağırına gidiyordu ya, büyük hacetini gidermek için ne zaman klozetin üstündeki yerini alsa, aniden karısının içeri girmesi. Önceleri bir şey alıp çıkarken, şimdi taharet törenini bekler gibi banyodan ayrılmıyor, saçını tarıyooor, makyaj yapıyooor. Yapıyor, ediyordu. Bir gün yine bir taharet sırasında, karısı banyoda içreye elinde kahverengi bayrakla girip, tek kendine geçit töreni yapınca anladı ki İbo, bülbüle altın kafesi sokmuşlardı ve bülbül yandı götüm keten helva diye sızlanıyordu.         KabUz sızlanma yapar.  Hakkaten de eşleri sıçarken banyoda fink atan kontra eşler var. İyi mi?

No Comments Yet.

Leave a Comment