MEŞHUM ve MEŞUM KADIN

KAPTAN’IN SEYİR DEFTERİ: DÜNYA TARİHİ 20 Mart 2011… Facebook’tan katıştığım ilkokul arkadaşlarımdan birinin marifetiyle huzur evinde kalan ilkokul örpmenimizi ziyarete gittik. Ne yazık ki, artık hayat gailesi mi dersin, bizim eşekliğimizden midir bir daha da kadıncağızı ziyarete gidemedik. Bu da bizim ayıbımız. Ama asıl benim için kabus bu ziyaretin sonrasında başladı. Belki de öğretmenimizi tekrar ziyaret edemememin lanetiydi bu……….. Bundan bir buçuk ay kadar sonra mezun olduğum okulun bahar şenliklerine gittim. Mezun olalı çok olmuştu ama yıllardır uğramadığım okulda bir tesadüf eseri yeniden vücut bulmuştum. Şenlikleri izlerken aynı okuldan mezun olan ilkokuldan da sınıf arkadaşım olan Ayşenur Uludöl’le karşılaştım. Okul bittiğinden beri hiç karşılaşmamıştık. İlkokulda da değişik bir tipti ama yıllar onu her geçen sene biraz daha değişik bir tip haline getiriyordu. Görmediğim yıllarda da genelde bir insanın tercih etmeyeceği bir yolda yürümeye devam etmiş olmalıydı ki, kıyafetleri bile kendi gibi bir başka garipti. Büyük bir talihsizlik işte. Ayşenur Uludöl’e Facebook’dan ilkokul arkadaşlarımızdan bazıları ile görüştüğümü ve örpemenimizi ziyarete gittiğimizi anlattım. Kendisi de örpmenini görmeyi çok istediğini söyledi. Telefon numaralarımızı birbirimize verdik. Kısa bir konuşmadan sonra ayrıldık. Örpmeni görmek istemesi çok da anlamlı değildi bence. Örpmenimiz çok iyi bir kadındı belki ama dayağı da üstümüzden pek eksik etmezdi.  Gerçi kendisini ziyarete giden ekipten bol bol sopa yiyen bir ben vardım. Yine de yediğim dayakları toplasan Ayşenur Uludöl’ün yediklerinin üçte biri bile değildi. Diğerleri fiske bile yememişti. Bu kadar sopa yiyecek ne yapmış olabilirdim. Yine de örpmenimizdi. Kör vicdanım işte.  Ama hatırlıyorum Ayşenur Uludöl o yıllarda harbiden dayak manyağı olmuştu. Örpmenimiz tarafından bi o kadar da aşağılandığını düşünürsek öğretmeni görmek istemesi çok anlamsızdı. Ben de yeniden örpmenimizi ziyaret etmek istiyordum.  Kör vicdanım işte.  Sonuçta öğretmenimiz olan kadın kendisi gibi hiç evlenmemiş kız kardeşiyle birlikte bir huzur evinde kalıyordu. Tek ziyaretçileri eski öğrencileriydi…….. Okul şenliklerinde karşılaştıktan bir hafta kadar sonra Ayşenur Uludöl’den bir telefon aldım. (Telefon etti yani) Örpmenimize ne zaman gidebileceğimizi sormak icin aramış. İnternetle de hiç bir alakası yok kendisinin. Arkadaşlarla iletişim kuracağımı söyledim. Kurdum da ama insanların hayatı yoğundu. Bir türlü bir zaman ayıramıyorduk örpmenimize gitmek için. Ama o hiç yılmadı. Haftada bir, on beşte bir, bilemedin ayda bir beni aramaya devam etti. Sosyal medyayla alakası olmadığı için tek bağlantısı bendim……. Mezun olduğum okuldan meslek gereği çok görüştüğüm çok arkadaşım var. Okulun o şenlik gününden sonra onların bir kısmını da çeşitli bahanelerle aramış. Onlar da bir süre sonra onun telefonlarını açmamışlar. Bir ara o kadar sık aramaya başladı ki, Ben de telefonları açmamaya başladım. Yine de kendimi kendimi vicdansız gibi hissediyordum. Gerçi Ayşenur Uludöl yılmıyor beni aralıklarla aramaya devam ediyordu. Kör vicdanım işte. Sonunda telefonlarını yeniden açmaya başladım. Ama hala örpmeni görmeye gidemedik. İki yıl kadar sonra aramamayı bıraktı. Kurtuldum sandım. Son konuşmamızdan bir kaç ay sonra iş yerime geldi. Meğer telefon numaramı kaybetmiş o yüzden arayamıyormuş. Mecburen muhabbet ettik. Muhabbeti de berbat. Tekrar telefonu numaramı aldı ve kabus yeniden başladı. Artık daha sık aradığı gibi iş yerime ziyaretlerini de sürdürüyor. KAPTAN’IN SEYİR DEFTERİ’NE EK: DÜNYA TARİHİ 18 Subat 2015… Bugün beni yine aradı arkadaslarla konuşup konuşmadığımı ve örpmenimize ne zaman gideceğiniz sordu. Kör vicdanım işte.

No Comments Yet.

Leave a Comment