PROFESöR iRFAN ULUSOY’UN GEZi YAZILARI

Ornitolojik bir araştırma için Akşehir Gölü’ne gidişim, yardımcı doçentlik zamanlarıma rastlar. Üniversiteden hocalarımızın desteğinde bir grup araştırmacı akademisyen olarak yorucu, emek isteyen araştırmalar yapmıştık. Araştırmalarımızın nihayetinde de, hocalarımızla birlikte bu başarımızı kutlamak üzere Akşehir gölü kenarında bir barbekü partisi yapmaya karar vermiştik. Rakılar, biralar açıldı, etler mangalda cızırdamaya başladı. Muhabbet sohbet derken gözüm göl kenarına yaşlı bir adama takıldı. Göle doğru eğilmiş bir şeyler yapıyordu. Merak etmiştim. Mangal başından ayrılıp, göle doğru adamın bulunduğu yere doğru yürüdüm. Ben yanına varınca, çömeldiği yerden  başına kaldırıp, Ooo Selamın aleyküm hoş gelmişsin evlat dedi. Ak yüzlü, ak sakallı bir dedeydi karşımdaki. Nur yüzü sebebinden olsa gerek hemen kanım ısınmıştı  bu tatlı ihtiyara. Aleyküm selam dayım, dedim. De bana bakalım kimsin, kimlerdensin, nerelisin. Burada ne yaparsın diye, sordum.  Akşehir’in koyündenim, dedi. Adım Nasreddin. Göle maya çalıyorum. Nutkum tutulmuştu adeta. Nasreddin mi diye kekeledim. Evet Nasreddin. Ben Nasreddin Hoca’nın soyundanım. Bu soydan gelenlerde adettir evlat senede bir kere ne zaman olursa olsun gelir, yoğurt yapmak için  göle maya çalarız. Yapma Nasreddin Dayı rakıyı ben içtim sen mi sarhoşladın? Hiç göl maya tutar mı? Elindeki tencereden bir kaşık daha yoğurt alıp göle attı ve sonra bana gülümseyerek, Ya tutarsa, dedi. Ve çömeldiği yerden doğrulup az ilerdeki eşeğine bindi. Eşek ilerlerken, o eşeğine ters binmiş bana el sallıyordu. O an gözlerimden akan bir damla yaşa engel olamadım. Ertesi gün bu adamı sordum soruşturdum hangi köyde oturduğunu buldum. Bu ilginç, tonton ihtiyarla daha detaylı, daha uzun konuşmak istiyordum. Devirisi gün de Nasreddin’in köyüne gidip, kahveye vardım. Fakat ortada bir gariplik var. Kahvede suratlar asık herkes üzgün. Hatta ağlayanlar var. Selamın aleyküm  ağalar, hayırdır suratınızdan düşen bin parça bir şey mi oldu diye, sordum. Yaşlı bir adam kalktı ayağa bana doğru dönerek, acı kaybımız var evlat, dedi. Köyümüzün neşesi Nasreddin Hoca’mızı toprağa verdik bugün. O an donup kaldım. Dişlerimin arsından nasıl olmuş diye fısıldayabildim. İki gün önce göle maya çalmaya gitmişti , dedi adam. Oradan da odun kesmeye gitmiş. Bindiği dalı kesince kafa üstü düşmüş. Arkadaşlar hemen müdahale etmiş sağlık ocaana götürmüşler. Ama, daha Nasreddin Hoca’mız düştüğü yerde, oracıkta can vermiş. Bütün kahve birden ağlamaya başlamıştı ve ben de gözlerimden akan yaşları durduramıyordum. O gün bugün ne yoğurt yedim, ne eşeğe bindim, ne de odun kestim

No Comments Yet.

Leave a Comment