ŞiZO-FREN

Aşk mevsimi gidince bir daha dönmez geri.
Vaktinde gel sevgilim geç kalmış olmayasın.

Yıllarca bekar yaşadım. O yüzden sevmem kapıyı anahtarla açmayı. Zili çalmalısın ve sana kapıyı gülümseyerek bir kadın açmalı. Allah’a şükür ki, iki aydır da çok güzel bir kadın açıyor kapıyı gülümseyerek. KARIM!.. Ama, şimdi anahtarla açmak zorundayım kapıyı. Sabah işe gitmek için evden çıkarken toplantıda yapacağım sunumun dosyasını yanıma almayı unutmuşum. Neyseki yarım saat bile geçmeden farkına varıp eve döndüm ve bebişimi uyandırmadan dosyaları toparlayıp yola koyulmak istiyorum. Anahtarı sessizce delikte çevirdim. Hafif bir tıkırtıyla açıldı kapı. İçeri süzüldüm sessizce. Tam çalışma odama yönelmiştim ki, yatak odasından gelen sesler ayaklarımı yatak odasına doğru sürükledi. Bir kadın gülüşüne karışan hafif çığlıklar. Kapıyı aralayıp kafamı uzattım ki, ne göreyim. Karım yatağımızda benimle sevişiyor. Gözlerime inanamadım. Karım yatağımızda beni  kendimle aldatıyordu. Donup kalmıştım. ‘’Şerefsizler’’ diye, bağırdım öfkeyle. Aniden birbirlerinden ayrıldılar. Yatağın pirinç başlığına sırtını dayamış ben arsız bi sırıtışla utanmadan bana bakıyordu. Susuyordu. Karımsa korkulu gözlerle bana bakarken ‘’ Açıklayabilirim.’’ diye, kekeledi. Kapıyı çekip hızla çalışma odama gittim. Masamın çekmecesini açıp silahımı aldım. Beynim karıncalanıyor, ateşler içinde  yanıyordum. Onları mı vurmalıydım, yoksa kendimimi? Yoksa hepimizmi ölmeliydik? Kapı yavaşça açıldı ben içeri süzüldü. Belinde sarılı yüz havlumu saymazsak hala çıplaktı ve dudaklarının kenarındaki çarpık, arsız gülümseme hala aynı yerinde duruyordu. Tabancamı kendimin üzerine doğrulttum. Horozu kaldırdım. Hala sırıtıyordu gözlerini benden ayırmadan. ‘’Ne o beni vuracak mısın?’’ dedi. ‘’Karımla yatıyodun adi şerefsiz, karımla yatıyodun.’’  diye haykırdım. ‘’ Çünkü, sen yatmıyodun ve birisinin bu işi yapması gerekiyordu. İnan böölesi daha iyi oldu. Ben olmasam bi başkası olacaktı yalan mı? En azından yabancıya gitmemiş oldu’’ dedi. ‘’ O ööle bi kadın diil’’ diye bağırdım. Göz yaşlarıma hakim olamıyordum. Derin bir kahkaha attı. ‘’ Ööle bi kadın diil ha. Güldürme beni. İçerdeki başka bi kadın o zaman.’’ (Kahkaha) O an olaylar benim kontrolümden çıkıverdi bi an. Zaten şu ana kadarda pek kontrolün bende olduğu söylenemezdi. Ama, o kahkaha; sanırım bardağı taşıran o kahkaha olmuştu. Farkında olmadan tetiğe asıldım. Onu vurmuştum. Göğsünden kan akıyordu, giderek artan kan. Yüzünde bir şaşkınlık bir korku görürüm diye umuyordum. Birazda bunu görmek için silahı ateşlediğimi şimdi anlamıştım. Yere düşerken Sen bir salaksın der gibi gülümsüyordu. O düşerken benimde gözlerim karardı. Ben de hemen yakınına düşüverdim. Karımın çığlıkları giderek yakınlaşıyordu. Odaya daldı kendimin üstünden sizofrenahmeratladı ve bana sarıldı. Kanlar içinde olmama aldırmıyordu bile. Sanırım hala beni çok seviyor olmalı. ‘’ Neden, neden yaptın bunu.’’ Ağlıyordu. Çok ağlıyordu. Bi şey söylemek istedim. Ama, ne söyliyeceğimi de bilmiyordum ki. Zaten konuşacak gibi de değildim. Gözlerim kararmaya başladı. Karım Ambulans çağırmak için telefona koşarken, ben  gri bir tünele girmiş, yürümeye başlamıştım bile. Tünelin sonundaki ışığın orda beni bekleyen ebemin amını da görebiliyordum.

No Comments Yet.

Leave a Comment